Skip Navigation LinksSymbol

Sembollerimiz

Kongre Sembolümüz Medoş Lalesi

Kıbrıs adasına özgü endemik bir lale türü olduğundan dolayı seçtiğimiz Kıbrıs lalesi (Tulipa cypria), zambakgiller (Liliaceae) familyasından gelmektedir. Kıbrıs Türk halkı arasında Medoş Lalesi olarak bilinir. Adanın kuzeyinde Tepebaşı köyü ve Avtepe köyü civarında, güneyinde ise Akama yöresinde yetişir.

Kıbrıs lalesi, tek bir çanak üzerinde altı oval taç yapraktan oluşur. Taç yaprakları kırmızıya yakın bordo renkte olup iç kısımlarının dip kısmı siyah zemin üzeri sarı renkle çevrilmiştir.

Kıbrıs lalesi, çiçeğinden dökülen tohumla çoğalmakta, her yıl Mart-Nisan aylarında aynı yerden yeniden açmakta ve sonra kurumaktadır.

1998 yılından itibaren koruma altına alınmıştır. Toplanması yasaktır.

Her yıl Mart ayında, Kıbrıs lalesi adına Tepebaşı ve Avtepe köyünde Lale Festivali düzenlenmektedir.

Efsaneye göre Adonis (Afrodit'in aşık olduğu tanrı) avlandığı sırada, bir yaban domuzu tarafından öldürülür ve zeminde kanının damladığı her noktada minik laleler (Tulipa Cypria) ortaya çıkar.


Posterimizdeki Heykel Asklepios 

Rivayete göre, Asklepios, tanrı Apollon ve fani bir kadın olan Teselya prensesi Koronis'ten doğma bir yarıtanrıdır. Koronis, Asklepios'a hamileyken başka bir faniye, Iskhys'e aşık olur ve onunla evlenir.Bunu öğrenince öfkeden deliye dönen Apollon, kız kardeşi Artemis'i Koronis ve kocasını öldürmesi için gönderir ve tanrıça ikisini de diri diri yakar.

Alevler Koronis'i saracağı sırada, Apollo doğmamış çocuğunu öldürmeye dayanamaz ve alevlere atılıp insanlık tarihinin ilk sezaryenini gerçekleştirerek, kadının karnını yarar ve çocuğu Asklepios'u annesinin karnından, mutlak ölümden kurtarır.

Bu olaydan sonra Apollon yetim kalmış çocuğunu, yetiştirmesi için yarı at yarı insan olan, doğanın sırlarına ermiş ve tıp alanındaki maharetleriyle ün salmış Kheiron'a verir.Asklepios zamanla tıp ve cerrahi alanında ustalaşır, hekimlik sanatını emsalsiz noktalara taşır.

Tanrıça Athena, Asklepios'a hediye olarak küçük bir şişe içerisinde Medusa'nın kanından verir. Medusa'nın sol tarafından akan kanın bir insanı öldüreceği, sağ tarafından akan kanın ise bir ölüyü dirilteceğine inanılır.

Böylece bu kadar değerli bir hediye, Asklepios'un elinde eşi görülmemiş bir şifa kaynağına dönüşmüş olur. Asklepios kent kent dolaşıp insanların acılarını dindirir, onlara şifa dağıtır.

Asklepios'un ölüleri diriltmesi baştanrı Zeus'u öfkelendirir.Hiç kimse ölmezse insanların tanrılarla boy ölçüşeceğini, bu yeteneğin insanlar ve tanrılar arasındaki ebedi sınır için bir tehdit olduğunu düşünür ve Asklepios'un üstüne bir yıldırım salarak onu yok eder.

Hikayenin bazı versiyonlarına göre adil bir tanrı olan Zeus, Asklepios'un insanlığa sunmuş olduğu büyük hizmetine kayıtsız kalamaz ve onu  gökyüzünde sonsuza dek yaşaması için bir takımyıldıza dönüştürür.

Ölüm söylentilerine rağmen Asklepios yaşayan bir tanrı olmuştur. Antik Yunanistan'ın en kutsal bölgelerine kurulan şifa tapınakları, diğer adıyla Asklepionlar Asklepios'a adanmıştır.

Bazı söylentilere göre ise, tıpın babası sayılan Hipokrat da  tıp alanındaki çalışmalarına Kos Adası'nda bulunan bir Asklepion'da başlamıştır.

Asklepios'un Asası

Antik zamanlarda Asklepios genellike yılan tarafından sarmalanmış bir asayı tutan orta yaşlı bir adam olarak tasvir edilmiştir. Buradaki yılan, antik zamanda iyileştirmesi en güç illet olan yılan ısırığını temsil etmektedir. Asklepios'un engin şifa yeteneği yılan ısırığını bile iyileştirmeye yetmektedir. Yılanlı asa, günümüzde de tüm dünya hekimlerinin sembolü olarak kabul edilmektedir.