| 13548641651 | Erkek | | 13548 | buse.ataoglu@yahoo.co.uk | strhhtsrh | hstrhsrt | Turkey | 2 | Kendim ayarlayacağım | hsrthtrs | Poster Sunumu | Temel | Türkçe | Aile Hekimliği | trsjtrsj | srtjtr | | ftsjrt | fshfth | hstsfth | sgdhht | | | | | | sfhfhs |
| asd | Erkek | | asd | asd@asd.com | asd | asd | Turkey | 1 | Kendim ayarlayacağım | asd | Poster Sunumu | Temel | Türkçe | Aile Hekimliği | asd | asd | | asd | asd | asd | asd | | | | | | asd |
| 2354351 | Erkek | | 1568513 | buse.ataoglu@yahoo.co.uk | | bsbthsth | Turkey | 1. Sınıf | Kendim ayarlayacağım | strh | Poster Sunumu | Temel | Türkçe | Aile Hekimliği | | gsrt | | arggrg | argaerg | aggregae | aergaerg | | | | | | argaergeg |
| 627192752826 | Kadın | | 05338746042 | merve.akbas.980@gmail.com | Jdldlşdjd@₺/₺:):₺.com | Hacette Üniversitesi Tıp Fakültesi | Turkey | 3. Sınıf | Kongrenin sağladığı konaklamadan faydalanacağım | | Sözel Sunum | Klinik | İngilizce | Cerrahi (Genel, Kolon ve Rektal, Nörolojik, Ortopedik, Kardiyovasküler/Göğüs, Baş ve Boyun) | Damar Cerrahisi | Merve AKBAŞ | Keldlgıfkflıflfkf
Kdjyajjdudjodp
Şsiıdmyksıkusjdukdı | Hdyshnpaiosj | Jdjuduldodjysju@kfkjehjdj.com | Höspdhghrgs | Kkahgsııjsklsıheju | | | | | | Şaıyhwnalıhsgykkhbdhhdku |
| 1234567890 | Kadın | | 05338869533 | ovgucetin@gmail.com | ovgucetin@gmail.com | dogu akdeniz universitesi | Turkey | 3. Sınıf | Kendim ayarlayacağım | bbbbb | Poster Sunumu | Klinik | İngilizce | Hematoloji ve Onkoloji | | övgü | | | ovgucetin@gmail.com | aaaaaaaaaa | a f k | | | | | | aaaafghjklç |
| 2738948 | Erkek | | 05338765432 | suleymanberkaysahin@hotmail.com | | doğu akdeniz üniversitesi tıp fakültesi | Cyprus | 2. Sınıf | Kendim ayarlayacağım | | Sözel Sunum | Epidemiyolojik | Türkçe | Kardiyoloji | | berkay şahin | | | | aspirinin kalp krizine etkisi | aspirin, kalp krizi, kardiyoloji | | | | | | aspirinin kalp krizi başta olmak üzere kalp hastalıkları oluşumuna etkisi, Mağusa Devlet Hastanesinde tedavi gören 250 hasta üzerinde veri toplama aracılığıyla incelenmiştir. Kullanılan ilaç dozları karşılaştırılmış ve aspirinin kalp hastalıkları riskini artırdığı sonucuna varılmıştır. |
| 36123843 | Kadın | | 05424981824 | songulgulbetekin@gmail.com | | NAMIK KEMAL ÜNİVERSİTESİ | Türkiye | 2. Sınıf | Kongrenin sağladığı konaklamadan faydalanacağım | | Sözel Sunum | Klinik | Türkçe | Göğüs Hastalıkları | | SONGÜL GÜLBETEKİN | | DOÇ.DR.SERKAN KAYA | | SONRADAN VERİLCEK BUSE'YE | BUSE İLE KONUŞULDU | | | | | | BUSE İLE KONUŞULDU |
| 36122730 | Erkek | | 05380175843 | bkandemirli@yahoo.com | | NAMIK KEMAL ÜNİVERSİTESİ | Türkiye | 3. Sınıf | Kongrenin sağladığı konaklamadan faydalanacağım | | Sözel Sunum | Klinik | Türkçe | Üroloji | | VEDAT BURAK KANDEMİRLİ | | DOÇ.DR.CENK MURAT YAZICI | | BUSE İLE KONUŞULUDU | BUSE İLE KONUŞULDU | | | | | | BUSE İLE KONUŞULDU |
| 6108G6000088 | Erkek | | 05353642088 | safi_berrak@outlook.com | safi.berrak@gmail.com | Mustafa Kemal Üniversitesi Tıp Fakültesi | Türkiye | 2. Sınıf | Kongrenin sağladığı konaklamadan faydalanacağım | | Sözel Sunum | Klinik | Türkçe | Nöroloji | | SAFİ BERRAK | | ESRA OKUYUCU | esraokuyucu@yahoo.com | Tıp fakültesinde okuyan öğrencilerde görülen uyku problemleri ve nedenleri | TIP -UYKU - PROBLEMLER | | | | | | Buse Ataoğlu na iletilecek |
| 6108G6000084 | Kadın | | 05456058709 | ezgidogann93@gmail.com | safi.berrak@gmail.com | Mustafa Kemal Üniversitesi Tıp Fakültesi | Türkiye | 3. Sınıf | Kongrenin sağladığı konaklamadan faydalanacağım | NİLÜFER AYDIN | Sözel Sunum | Klinik | Türkçe | Nöroloji | | SAFİ BERRAK | SAFİ BERRAK
NİLÜFER AYDIN | ESRA OKUYUCU | esraokuyucu@yahoo.com | Tıp fakültesinde okuyan öğrencilerinde görülen uyku bozuklukları ve nedenleri | TIP -UYKU - PROBLEMLER | | | | | | Buse Ataoğlu na iletilecek |
| 6108G6000085 | Kadın | | 05416905745 | Doctor01@outlook.com.tr | ezgidogann93@gmail.com | Mustafa Kemal Üniversitesi Tıp Fakültesi | Türkiye | 3. Sınıf | Kongrenin sağladığı konaklamadan faydalanacağım | EZGİ DOĞAN | Sözel Sunum | Klinik | Türkçe | Nöroloji | | SAFİ BERRAK | | ESRA OKUYUCU | esraokuyucu@yahoo.com | Tıp fakültesinde okuyan öğrencilerinde görülen uyku bozuklukları ve nedenleri | TIP -UYKU - PROBLEMLER | | | | | | Buse Ataoğlu na iletilecek |
| 6107G6000047 | Erkek | | 05313295373 | yusuf_yasar33@hotmail.com | dr.yusufyasar33@gmail.com | Tayfur Ata Sökmen Tıp Fakültesi | Türkiye | 3. Sınıf | Kongrenin sağladığı konaklamadan faydalanacağım | Lütfullah Aslan | Poster Sunumu | Temel | Türkçe | Tıbbi Biyokimya ve Biyokimyasal Genetik | | Yusuf Yaşar | Zehra Dilşad Çoban , Orhan Fermanlı , Yusuf Yaşar , Atmaca Şahin Sağaltıcı, Gözde Şahin, Şefik Güran
| Prof. Dr. Şefik Güran | | Gebelikte Folik Asit Profilaksisi mi , Çinko Profilaksisi mi? | Nörogenez , Anjiyogenez , Çinko | | 11.03.2016 | 10$ | YUSUF YAŞAR | İŞ BANKASI ŞUBE 6107 | Nörogenez ve gliogenezden oluşan beyin gelişimi farklı aşamalarda çeşitli genlerin katımlı ile düzenlenen bir süreçtir. Anjiyogenez önceden var olan damarlardan yeni kılcal damarların oluşma sürecidir. . Anjiyogenez bir yaralanma, iskemik olaylar, travma, damarların varikoz yapılanması, tümör oluşumu ve kanser metastazı gibi durumlarda karşımıza çıkar. Tüm bu patolojik olayların etyolojisinde anjiyogenez çok önemli role sahiptir. Yapmış olduğumuz farklı çalışmalardan elde etmiş olduğumuz sonuçlara dayanarakdan nöral tüp defekti hastalıklarında folik asit yerine çinko kullanılmasını planladık. Sonuç olarak, yapılmış olan çalışmalardan elde etmiş olduğumuz sonuçlara dayanarak Nöral Tüp Defekti hastalıklarında Folik asit yerine çinko kullanılabilirliğini öngörüyoruz. Folik asit gebelik dönemi beyin gelişiminin geç fazında NGN3, KLF4, c-Myc, Nanog ve Nestin gen ekspresyonları üzerinde önemli role sahipdir. Benzer şekilde çinkonun da KLF4, c-Myc, Nanog ve Nestin gen ekspresyonlarını arttırdığı saptanmıştır. Uygulanan folik asit ve çinko moleküllerinin CAM üzerinde anjiyogenezi etkileme oranı sekizinci gün gözle yapılan inceleme sonucu not edilmiştir. Her iki folik asit ve çinko uygulanmış grupta CAM üzerinde ana damar yapılanmalarının zayıfladığı ve kılcal damarlanmanın azaldığı gözlenmiştir. Folik asidin ise ilk trimestrde KLF4 ve NGN3 gen ekspresyonları üzerine azaltıcı etkisi olduğu halde çinkonun bu genlerin expresyonunu azalttığı saptanmamıştır. Elde etmiş olduğumuz diğer sonuçlar ise çinkonun üçüncü trimestr fare beyin gelişiminde ekspresyon düzeylerinin daha yüksek olduğunu gösteriyor. Folik asit ve çinko damar gelişimini koryoallantik membran üzerinde azalttığı bulundu. Bu sonuçlara göre folik asit ve çinkonun artmış dozlarda anjiyogenezi inhibe ettiği saptandı. Sonuç olarak, yapılmış olan çalışmalardan elde etmiş olduğumuz sonuçlara dayanarak Nöral Tüp Defekti hastalıklarında Folik asit yerine çinko kullanılabilirliğini öngörüyoruz.
|
| 6100G6000345 | Kadın | | 05397667670 | dilan.cosgun7@gmail.com | | MUSTAFA KEMAL ÜNİVERSİTESİ | Türkiye | 3. Sınıf | Kongrenin sağladığı konaklamadan faydalanacağım | EKİN KETTAŞ/ÖZLEM ERSERİN | Sözel Sunum | Klinik | Türkçe | Nöroloji | NEFROLOJİ/ENDOKRİNOLOJİ/GÖZ/DERMATOLOJİ | DİLAN COŞGUN | EKİN KETTAŞ
ÖZLEM ERSERİN
AHMET NURİ ŞİŞMAN | PROF.DR.İSMET MELEK | ismetmelek@gmail.com | 3 FABRY OLGUSU SUNUMU İLE FABRY HASTALIĞI'NA FARKINDALIK COŞGUN DİLAN(TC),KETTAŞ EKİN(TC),ERSERİN ÖZLEM(TC),ŞİŞMAN AHMET NURİ(TC) | NEFROPATİ,SEREBROVASKÜLEROLAY,ANHİDROZİS | | 21/03/2016 | 55 USD | DİLAN COŞGUN | TÜRKİYE İŞ BANKASI | GİRİŞ:Fabry nadir görülen alfa-galaktozidaz A enzim eksikliği sonucunda oluşan renal,glomerüler ve tübüler,epitelyal,myokardiyal,valvüler nöronal,vasküler ,endotelyal ve düz kas hücrelerinde Gb 3(glibotriaçilseramid)birikmesiyle seyreden multisistemik semptomlara neden olan bir lizozomal depo hastalığıdır.Çok ender görülen bu hastalığa Mustafa Kemal Üniversitesi'ne başvuran 3 hastada tanı konulmuştur.Bunun üzerine biz de bu hastaların hastalık bulgularını tedavi süreçlerini izleyerek bu çalışmayı oluşturduk. METOT:3 olgu inceledik. 1. vaka:5 yıldır fabry tanısıyla takip edilen 31 yaşındaki erkek hasta,lomber ve gluteal bölgede kaşıntılı cilt lezyonları,el-ayakta uyuşma,bacaklarda güçsüzlük bulguları bulunan hastada alfa galaktozidaz:47,85(n:200-2000)olup düşük bulundu.24 saatlik idrarda1,5 gr/gün proteinürisi bulundu. 2. vaka:8 yıldır fabry tanısıyla takipli 40 yaşında erkek hasta 1. vakanın abisidir.Bulguları ortaktır.Alfa galaktozidaz:98,25(n:200-2000) olup düşük bulunmuştur.24 saatlik idrarda 1 gr/gün proteinüri saptanmıştır.3.olgu:8 yıldır fabry tanısıyla takipli 48 yaşındaki erkek hasta aynı bulgulara sahiptir.Hasta ek olarak rekürren inme atakları geçirmişitir ve MR'ında posterior talamus tutulumu mevcuttur. 3 hastada ortak olarak önemli fabry hastalığından şüphelendirecek terlememe ve normal EMG(hastalık kısa lifleri tuttuğu için)bulgularını saptadık.2 haftada bir enzim tedavisine gelen hastaları bulguları açısından gözlemledik.Nefroloji,dermatoloji,göz hastalıkları,endokrinoloji nöroloji konsültasyonları ile hocalarımızın değerlendirmelerini kaydettik.Gb3 birikimi açısından biyopsi sonuçlarını inceledik.Tedavisi için yapılan enzim replasmanının sonuçlarını gözlemledik. BULGULAR:Yaptığımız incelemelerimiz sonucunda olgularımızın üçünde de Gb3 birikimi olduğu, bunun sonucunda da üç hastada da tipik bölgelerde benzer deri lezyonlarının olduğu,MR'larında posterior talamus tutulumu görüldüğü,gözde kornea bulgularının olduğu,idrarda proteinürü ve ketonürinin görüldüğünü saptadık.3 olgudan birinde de rekürren inme atağı olduğunu gördük. SONUÇ:Ender görülen ve tanısı çok atlanan ve ciddi morbidite ve mortalitesi olan fabry hastalığının tanı koyduran spesifik bulgu ve belirtileri üzerine olgular üzerinden dikkat çekmeye çalıştık.Erken tanı ve erken enzim replasmanı tedavisiyle hastaların yaşam kalitesinin arttığını ve mortalitenin azaldığını gördük. |
| 6100G6000346 | Kadın | | 05367155285 | ekinkettas@hotmail.com | kettasekin@gmail.com | MUSTAFA KEMAL ÜNİVERSİTESİ | Türkiye | 3. Sınıf | Kongrenin sağladığı konaklamadan faydalanacağım | DİLAN COŞGUN/ÖZLEM ERSERİN | Sözel Sunum | Klinik | Türkçe | Nöroloji | NEFROLOJİ/ENDOKRİNOLOJİ/GÖZ/DERMATOLOJİ | DİLAN COŞGUN | EKİN KETTAŞ/ÖZLEM ERSERİN/AHMET NURİ ŞİŞMAN | PROF.DR.İSMET MELEK | ismetmelek@gmail.com | 3 FABRY OLGUSU SUNUMU İLE FABRY HASTALIĞI'NA FARKINDALIK COŞGUN DİLAN(TC),KETTAŞ EKİN(TC),ERSERİN ÖZLEM(TC),ŞİŞMAN AHMET NURİ(TC)
| NEFROPATİ,SEREBROVASKÜLEROLAY,ANHİDROZİS | | 21/03/2016 | 55 USD | EKİN KETTAŞ | TÜRKİYE İŞ BANKASI | GİRİŞ:Fabry nadir görülen alfa-galaktozidaz A enzim eksikliği sonucunda oluşan renal,glomerüler ve tübüler,epitelyal,myokardiyal,valvüler nöronal,vasküler ,endotelyal ve düz kas hücrelerinde Gb 3(glibotriaçilseramid)birikmesiyle seyreden multisistemik semptomlara neden olan bir lizozomal depo hastalığıdır.Çok ender görülen bu hastalığa Mustafa Kemal Üniversitesi'ne başvuran 3 hastada tanı konulmuştur.Bunun üzerine biz de bu hastaların hastalık bulgularını tedavi süreçlerini izleyerek bu çalışmayı oluşturduk. METOT:3 olgu inceledik. 1. vaka:5 yıldır fabry tanısıyla takip edilen 31 yaşındaki erkek hasta,lomber ve gluteal bölgede kaşıntılı cilt lezyonları,el-ayakta uyuşma,bacaklarda güçsüzlük bulguları bulunan hastada alfa galaktozidaz:47,85(n:200-2000)olup düşük bulundu.24 saatlik idrarda1,5 gr/gün proteinürisi bulundu. 2. vaka:8 yıldır fabry tanısıyla takipli 40 yaşında erkek hasta 1. vakanın abisidir.Bulguları ortaktır.Alfa galaktozidaz:98,25(n:200-2000) olup düşük bulunmuştur.24 saatlik idrarda 1 gr/gün proteinüri saptanmıştır.3.olgu:8 yıldır fabry tanısıyla takipli 48 yaşındaki erkek hasta aynı bulgulara sahiptir.Hasta ek olarak rekürren inme atakları geçirmişitir ve MR'ında posterior talamus tutulumu mevcuttur. 3 hastada ortak olarak önemli fabry hastalığından şüphelendirecek terlememe ve normal EMG(hastalık kısa lifleri tuttuğu için)bulgularını saptadık.2 haftada bir enzim tedavisine gelen hastaları bulguları açısından gözlemledik.Nefroloji,dermatoloji,göz hastalıkları,endokrinoloji nöroloji konsültasyonları ile hocalarımızın değerlendirmelerini kaydettik.Gb3 birikimi açısından biyopsi sonuçlarını inceledik.Tedavisi için yapılan enzim replasmanının sonuçlarını gözlemledik. BULGULAR:Yaptığımız incelemelerimiz sonucunda olgularımızın üçünde de Gb3 birikimi olduğu, bunun sonucunda da üç hastada da tipik bölgelerde benzer deri lezyonlarının olduğu,MR'larında posterior talamus tutulumu görüldüğü,gözde kornea bulgularının olduğu,idrarda proteinürü ve ketonürinin görüldüğünü saptadık.3 olgudan birinde de rekürren inme atağı olduğunu gördük. SONUÇ:Ender görülen ve tanısı çok atlanan ve ciddi morbidite ve mortalitesi olan fabry hastalığının tanı koyduran spesifik bulgu ve belirtileri üzerine olgular üzerinden dikkat çekmeye çalıştık.Erken tanı ve erken enzim replasmanı tedavisiyle hastaların yaşam kalitesinin arttığını ve mortalitenin azaldığını gördük.
|
| 6100G6000347 | Kadın | | 05385058564 | ozlemmm_258@hotmail.com | | MUSTAFA KEMAL ÜNİVERSİTESİ | Türkiye | 3. Sınıf | Kongrenin sağladığı konaklamadan faydalanacağım | DİLAN COŞGUN/EKİN KETTAŞ | Sözel Sunum | Klinik | Türkçe | Nöroloji | NEFROLOJİ/ENDOKRİNOLOJİ/GÖZ/DERMATOLOJİ | DİLAN COŞGUN | ÖZLEM ERSERİN/EKİN KETTAŞ/AHMET NURİ ŞİŞMAN | PROF.DR.İSMET MELEK | ismetmelek@gmail.com | 3 FABRY OLGUSU SUNUMU İLE FABRY HASTALIĞI'NA FARKINDALIK COŞGUN DİLAN(TC),KETTAŞ EKİN(TC),ERSERİN ÖZLEM(TC),ŞİŞMAN AHMET NURİ(TC)
| NEFROPATİ,SEREBROVASKÜLEROLAY,ANHİDROZİS | | 21/03/2016 | 55 USD | ÖZLEM ERSERİN | TÜRKİYE İŞ BANKASI | GİRİŞ:Fabry nadir görülen alfa-galaktozidaz A enzim eksikliği sonucunda oluşan renal,glomerüler ve tübüler,epitelyal,myokardiyal,valvüler nöronal,vasküler ,endotelyal ve düz kas hücrelerinde Gb 3(glibotriaçilseramid)birikmesiyle seyreden multisistemik semptomlara neden olan bir lizozomal depo hastalığıdır.Çok ender görülen bu hastalığa Mustafa Kemal Üniversitesi'ne başvuran 3 hastada tanı konulmuştur.Bunun üzerine biz de bu hastaların hastalık bulgularını tedavi süreçlerini izleyerek bu çalışmayı oluşturduk. METOT:3 olgu inceledik. 1. vaka:5 yıldır fabry tanısıyla takip edilen 31 yaşındaki erkek hasta,lomber ve gluteal bölgede kaşıntılı cilt lezyonları,el-ayakta uyuşma,bacaklarda güçsüzlük bulguları bulunan hastada alfa galaktozidaz:47,85(n:200-2000)olup düşük bulundu.24 saatlik idrarda1,5 gr/gün proteinürisi bulundu. 2. vaka:8 yıldır fabry tanısıyla takipli 40 yaşında erkek hasta 1. vakanın abisidir.Bulguları ortaktır.Alfa galaktozidaz:98,25(n:200-2000) olup düşük bulunmuştur.24 saatlik idrarda 1 gr/gün proteinüri saptanmıştır.3.olgu:8 yıldır fabry tanısıyla takipli 48 yaşındaki erkek hasta aynı bulgulara sahiptir.Hasta ek olarak rekürren inme atakları geçirmişitir ve MR'ında posterior talamus tutulumu mevcuttur. 3 hastada ortak olarak önemli fabry hastalığından şüphelendirecek terlememe ve normal EMG(hastalık kısa lifleri tuttuğu için)bulgularını saptadık.2 haftada bir enzim tedavisine gelen hastaları bulguları açısından gözlemledik.Nefroloji,dermatoloji,göz hastalıkları,endokrinoloji nöroloji konsültasyonları ile hocalarımızın değerlendirmelerini kaydettik.Gb3 birikimi açısından biyopsi sonuçlarını inceledik.Tedavisi için yapılan enzim replasmanının sonuçlarını gözlemledik. BULGULAR:Yaptığımız incelemelerimiz sonucunda olgularımızın üçünde de Gb3 birikimi olduğu, bunun sonucunda da üç hastada da tipik bölgelerde benzer deri lezyonlarının olduğu,MR'larında posterior talamus tutulumu görüldüğü,gözde kornea bulgularının olduğu,idrarda proteinürü ve ketonürinin görüldüğünü saptadık.3 olgudan birinde de rekürren inme atağı olduğunu gördük. SONUÇ:Ender görülen ve tanısı çok atlanan ve ciddi morbidite ve mortalitesi olan fabry hastalığının tanı koyduran spesifik bulgu ve belirtileri üzerine olgular üzerinden dikkat çekmeye çalıştık.Erken tanı ve erken enzim replasmanı tedavisiyle hastaların yaşam kalitesinin arttığını ve mortalitenin azaldığını gördük.
|
| 6109G6000157 | Kadın | | 5432629414 | bestedaltaban@hotmail.com | bestedaltaban@gmail.com | tipfak@mku.edu.tr | Türkiye | 3. Sınıf | Kongrenin sağladığı konaklamadan faydalanacağım | | Poster Sunumu | Temel | Türkçe | Tıbbi Biyokimya ve Biyokimyasal Genetik | | Beste DALTABAN | Aziz KARAKOÇ ,Yasemin ATICI | Doç.Dr.Zafer YÖNDEN | zyonden@mku.edu.tr | KOKU ile TANImak | KOKU, TANI, KANSER | | 31/03/2016 | 10 USD | Beste DALTABAN | TÜRKİYE İŞ BANKASI KÜÇÜK SANAYİ SİTESİ / ANTAKYA | GİRİŞ: Koku; koku alma duyusuyla hissedilen genelde çok düşük konsantrasyonlarda havada çözünmüş olan kimyasal maddelerden her biridir. İnsanlarda her koku için özgül bir reseptör kullanıldığı ve aynı zamanda farklı reseptörlerin eş zamanlı aktivasyonu ile de değişik koku kombinasyonlarının algılandığı düşünülmektedir. Her türlü koku, özel bir kodlamayla koku belleğinde arşivlenir. Bir kokuyla karşılaştığımız anda, bu arşive başvurularak koku tahlil edilir. İlk defa duyumsadığımız, hafızamızda bilgileri bulunmayan bir koku da diğer kokulara benzetilerek yorumlanır. Kokular aynı zamanda anı hafızası olarak davranırlar. AMAÇ: Bizler kokuyu bir tanı aracı olarak kullanabilir miyiz? BULGULAR: Günümüzde pek çok hastalığın etkenini araştırmak için çeşitli işlemler yapılmaktadır. Geçtiğimiz son 10 yıl içinde bilim insanlarının köpeklerin burunlarını birçok tıbbi araştırmaya dahil ettiğini görüyoruz. Uzmanlara göre bazı hastalıklar ve enfeksiyonlar köpeklerin kolayca alabileceği özel kokular yani biyo-işaretçiler yayıyor. Sağlıklı dokularda bu kokular oluşmuyor. Çeşitli üniversitelerde kanser hastalıklarının yaydığı koku kullanılarak hastalığa tanı konulabileceği ile ilgili çalışmalar yapılmaktadır. Cilt, meme, kolon ve birçok kanser hastalığında koku kullanılarak kanser tespiti yapılmıştır. Uzmanlar bu sonuçlardan esinlenerek kanser veya başka hastalıkların teşhisinde kullanılabilecek bazı pratik ve teknolojik çözümler aramaya başlamış. “elektronik burun” keşfedilmiş. Bu cihazlar, nefes örneklerini analiz ediyor. Kanserin varlığında oluşan metabolitleri ya da kimyasalları fark eden bu cihazlarda kullanılan işaretleyiciler renk değiştirerek hastalığı tespit edebiliyor. SONUÇ: Nefes, dışkı ve idrar gibi maddeler kokunun bir tanı markeri olarak kullanılmasında uygun numuneler olarak kullanılmaktadır. Ancak her insanın parmak izi veya retinası gibi özel bir kokusunun da varlığının tespiti ve bunun değişik cihazlarla ölçülebilir hale getirilmesi hastalık ve sağlık durumları arasındaki farkın değişik organların hastalıklarının tanısında bu farklılığın kullanılmasına olanak sağlayabilir. Yani; kontrol olarak insanın kendine has kokusu kullanılıp, değişik hastalık durumlarının bu kokunun farklılaşmasına bağlı tespitini sağlayabilir.
|
| 6109G6000160 | Kadın | | 05349804921 | dlkcan342@hotmail.com | | MUSTAFA KEMAL ÜNİVERSİTESİ -TIP FAKÜLTESİ | Türkiye | 3. Sınıf | Kongrenin sağladığı konaklamadan faydalanacağım | | Sözel Sunum | Temel | Türkçe | Endokrinoloji, Diyabet ve Metabolizma | | DİLEK CAN | | Prof. Dr. TAŞKIN DUMAN | | Oksitosinin Otizm Tedavisindeki Rolü | Oksitosin, otizm | | 01.04.2016 | 28.72 tl-10 dolar | Dilek CAN | İŞ BANKASI | GİRİŞ: Otizm; üç yaşından önce başlar ve ömür boyu süren beyin gelişimini engelleyen bir rahatsızlıktır. Sosyal etkileşimde ve iletişimde bozukluklar, tekrarlayıcı davranışlar ve sınırlı ilgi alanları ile kendini belli eder. Otizme neden olan faktörler tam olarak açıklanamamıştır. Genetik, çevresel faktörler, anne karnında geçirilen kızamıkçık virüsü etyolojiden sorumlu birkaç faktördür. Otizm erkek çocuklarında kız çocuklarına göre 4 kat daha fazla görülmekte fakat kız çocuklarında daha ağır seyretmektedir. Günümüzde her 100-150 çocuktan biri otizmden etkilenmektedir.Otizmin kesin tanı yöntemi yoktur ve tanı gözleme dayanır. Tek tedavisi de özel eğitimdir. Oksitosin, doğum sırasında uterusu kasan ve doğum sonrasında emzirmeye yardımcı olan bir hormondur. Oksitosinin otizm, şizofreni, duygudurum bozuklukları, anksiyete, agresyon, intihar gibi birçok psikiyatrik bozukluklarda tedavi amaçlı kullanılacağını gösteren çalışmalar bulunmaktadır. AMAÇ: Oksitosinin otizm tedavisinde kullanılabileceğini göstermek. BULGULAR: Okitosinin; otizm spektrum bozukluğu olan kişilerde pozitif iletişim davranışını, duygu tanımayı, sosyal davranışları arttırdığı ve tekrarlaryan hareketleri azalttığı ortaya konmuştur. SONUÇ: OSB olan kişilerin tedavilerinde oksitosin kullanılabilir. |
| 201604037753374 | Erkek | | 05357121212 | ogulcantezel95@gmail.com | mehmetogulcan95@gmail.com | Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi | Türkiye | 3. Sınıf | Kongrenin sağladığı konaklamadan faydalanacağım | Oğuz Mercan | Sözel Sunum | Epidemiyolojik | Türkçe | Nükleer Tıp | | Mehmet Oğulcan TEZEL | | Prof. Dr. Gülay DURMUŞ ALTUN | gulaydurmusaltun@gmail.com | Papiller diferansiye tirod kanserlerinde F-18 PET/BT bulguları ve metabolik davranışının belirlenmesi
TEZEL Mehmet Oğulcan (TR), MERCAN Oğuz (TR), DURMUŞ-ALTUN Gülay (TR) Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi, Edirne, Türkiye
| TIROID, KANSER | | 08.04.2016 | 30TL | Oğuz Mercan | Finansbank | İyi diferansiye tirod kanserlerinde (DTC) F-18 FDG PET/BT görüntülemesi, yüksek riskli hasta grubunda tedavi öncesi veya nüks hastalık şüphesinde kullanılan bir görüntüleme yöntemidir. Bu çalışmada yüksek riskli DTC hastalarında F-18 FDG PET/BT görüntülerindeki bulgular ve DTC’nin metabolik karekteristiğinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışma grubuna 2010-2015 yılları arasında Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesinde takip edilen ve evreleme veya yeniden evreleme amacıyla F-18 FDG PET/BT görüntülemesi yapılan hasta dosyası dahil edildi. Hastaların hastane arşivindeki raporları retrospektif olarak değerlendirildi. Papiller DTC tanılı 29 erkek, 50 kadın toplam 79 hastanın bulguları analize dahil edildi. Hastaların yaş ortalaması 51±15 yıldı. 14 hasta (%18) normal olarak değerlendirildi. Hastaların 10 (%13) tanesinde tiroid lojunda nüks hastalık saptandı (SUVmax: 6.2±5.1; 2.3-19.3). Gruptaki hastaların 54 (%68)’ünde lenf nodu metastazı saptandı (SUVmax: 5.8±5.1; 2.1-24.2). 12 hastada karaciğer metastazı (SUVmax: 5.7±3.9; 2.0-11.7), 12 hastada kemik metastazı (SUVmax: 6.1±2.9; 2.2-13.9), 8 hastada akciğer metastazı (SUVmax: 4.3±4.5; 1.0-4.9) ve bir hastada beyin metastazı saptandı (SUVmax: 10.2). Papiller DTC glukoz afinitesi (FDG afinitesi) düşük bir tümördür, ancak yüksek riskli ve sistemik metastaz yapan hastalarda davranışının değiştiği ve metabolik olarak aktif olduğu anlaşılmıştır.
|
| 201604037753378 | Erkek | | 05319473004 | omercan655@gmail.com | | Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi | Türkiye | 3. Sınıf | Kongrenin sağladığı konaklamadan faydalanacağım | Mehmet Oğulcan Tezel | Poster Sunumu | Epidemiyolojik | Türkçe | Nükleer Tıp | | Oğuz MERCAN | Mehmet Oğulcan Tezel
Cihan Ekici
Oğulcan Önder | Prof. Dr. Gülay DURMUŞ ALTUN | gulaydurmusaltun@gmail.com | KORONER ARTER HASTALIĞINDA MİYOKARD PERFÜZYON SİNTİGRAFİSİ KULLANIM ALGORİTMASI MERCAN Oğuz (TR), TEZEL Mehmet Oğulcan (TR), DURMUŞ-ALTUN Gülay (TR) Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi, Edirne, Türkiye
| MPS, KAH | | 08.04.2016 | 30TL | Oğuz Mercan | Finansbank | Koroner arter hastalığı (KAH), koroner arterlerin duvarlarında oluşan plaklardan ötürü ortaya çıkan bir hastalıktır. KAH dünyada ve ülkemizde 1. Sırada ölüm sebebidir. Koroner Arter hastalığının tanısında hastanın hikâyesi, EKG, efor testi, nükleer tıp tetkikleri, radyolojik tetkikler ve koroner anjiografi kullanılmaktadır. Bu çalışmada KAH tanısında ileri tetkik yöntemi olan miyokard perfüzyon sintigrafisinin (MPS) kullanım algoritmasını değerlendirmeyi amaçladık. Çalışma Nükleer Tıp anabilim dalına Tc99m MIBI gatedSPECT MPS istemiyle gelen 18 K ve 15 E, toplamda 33 hastaya uygulanan anket sonuçları dahil edildi. Hastaların MPS tetkikine gelene kadar yapılan tetkikler ve KAH için risk faktörleri sorgulandı. Hastaların 15 tanesinde aile öyküsü ve 12 hastada DM tanısı vardı. Sonuç olarak; (i) MPS yapılan hastaların KAH için orta ya da yüksek riskliydi, (ii) En sık şikayet HT ve göğüs ağrısı olarak saptanmıştır, (iii) Hastaların 1/3’üne MPS öncesi koroner anjiografi yapılmıştı, (iv) Hastaların yarısından daha fazlası (18/15) kadın hastalardan oluşmaktaydı( Kadın AHA 1a endikasyon, erkek AHA 1b endikasyon).
|
| 6820Y6001140 ve 1049G6000064 dekont numarası yazmıyo onun yerine 2 tane referans no var. Bi de 00030044 yazan yer bulunuyor. | Kadın | | 05066849709 | e.hurata@hotmail.com | elifhurata@gmail.com | Bezmialem Vakıf Üniversitesi Tıp Fakültesi | Türkiye | 2. Sınıf | Kongrenin sağladığı konaklamadan faydalanacağım | Ayşe Korkmaz | Poster Sunumu | Klinik | Türkçe | Cerrahi (Genel, Kolon ve Rektal, Nörolojik, Ortopedik, Kardiyovasküler/Göğüs, Baş ve Boyun) | | Emine Elif Hürata | | Prof. Dr. Erhan Ayşan | erhanaysan@hotmail.com | Tiroid lob agenezisi olan hastada var olan tiroid lobunda papiller tiroid kanseri olgusu | Tiroid, Kanser, Agenezi | | 06/04/16 | 55$ | Emine Elif Hürata | İş Bankası | Abstract daha sonra yollanacaktır |
| 6013G6000046 | Erkek | | +90 534 926 7406 | seyyithanerukcu@gmail.com | | Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi | Türkiye | 1. Sınıf | Kongrenin sağladığı konaklamadan faydalanacağım | | Sözel Sunum | Temel | Türkçe | Tıbbi Biyokimya ve Biyokimyasal Genetik | | Hanifi Seyyithan Erükcü | | Prof. Dr. Akif Çürük | akif@cu.edu.tr | Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğrencilerinde Hemoglobinopati Tataması | Hemoglobinopati | | 19/04/2016 | 55$ | Hanifi Seyyithan Erükcü | İş Bankası | Erişkin bir insanın, kırmızı kan hücreleri içinde üç farklı hemoglobin (Hb) molekülü bulunmaktadır. Bu moleküllerin yapısında farklı globin zincirleri [HbA (2α2b), HbA2 (2α2d) ve HbF (2α2g)] yer almaktadır. Sağlıklı bir insanda bu hemoglobinlerin dağılımı (HbA: % 95-98, HbA2: %2-3 ve HbF<%1) farklılıklar göstermektedir. Bunlardan HbA2 miktarının %3.7’in üzerinde, kan sayımında MCV değerinin ise 78 fL’nin altında olması β-talasemi taşıyıcılığı için iki önemli parametredir. Beta talasemi taşıyıcılarının evlenmesi sonucu mutant genleri alan çocuklarda β-globin zincir sentezinin azalması veya kesin yokluğu sonucu ağır anemi ile seyreden β-talasemi intermedia veya talasemi major hastalığı meydana gelmektedir. Hemoglobin varyantları, α, b, g veya d globin zincirlerinden birinin üzerindeki aminoasit değişimi, ilavesi veya eksilmesi sonucu meydana gelmektedir. Bu hemoglobinlerin çoğunluğu toplum taramasında keşfedilmiş olup anemiye neden olmazlar. Ancak HbS başta olmak üzere, HbD, HbE ve HbC gibi varyantlar bazı bölgelerde yaygın olarak görülmekte ve insan sağlığını ciddi şekilde etkilemektedir. Orak Hücre Anemisine neden olan HbS, [HbS: β6; Glu®Val (GAG→GTG)], varyantlar arasında iyi bilinmektedir. Homozigot vakalarda (HbSS) şiddetli anemi görülebilir. HbS Çukurova bölgesinde Adana, Mersin ve Hatay da yaygındır. Bu bölgede taşıyıcı (HbAS) sıklığı ortalama % 8.2 civarındadır. Bu araştırmaya Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi I. sınıf öğrencilerinden 50 kişi katılmıştır. Öğrencilerden EDTA’lı tüplere kan örneği alınarak otomatik cihaz ile kan sayımları yapılmıştır. Yüksek Basınçlı Sıvı kromatografisi (HPLC) ile hemoglobin bileşenleri ayrıştırıp miktarları ölçülmüştür. HbA2 değeri %3.7 üzerinde olan üç kişi beta talasemi taşıyıcısı olarak değerlendirilmiştir. Elli öğrencilerden biri HbS taşıyısı olarak belirlenmiştir. HbA2 değeri normal olmasına rağmen hematolojik değerleri normal sınırların altında olan dört öğrencide ise alfa talasemi taşıyıcılığı düşünülmektedir.
|
| DAÜ tıp fakültesi | Kadın | | 05338444996 | sapmaz.aybuke@gmail.com | | DAU tıp fakültesi | Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti | 1. Sınıf | Kendim ayarlayacağım | | Sözel Sunum | Epidemiyolojik | İngilizce | Geriatri | | Aybüke Fatma Sapmaz | Hande Efe
Muhammed Reza Rabiei
Mert Obuz
Melıka Askarianfard | Dr. Mehmet Akman | makman4@gmail.com | PREVALENCE OF MULTIMORBIDITY AMONG ELDERLY PEOPLE IN NURSING HOMES IN FAMAGUSTA AND NICOSIA | Multimorbidity, Elderly, Nursing homes | | DAÜ tıp fakültesi | DAÜ tıp fakültesi | DAÜ tıp fakültesi | DAÜ tıp fakültesi | Introduction and Aim : Multimorbidity is defined as the coexistence of 2 or more chronic conditions and it is more prevalent among the elderly people. This research aimed to examine prevalence of multimorbidity among elderly people in nursing homes and its effect on health status.
Material and Method : In this cross-sectional research, residents aged 65 and older, of all the nursing homes in Famagusta and Nicosia were included (n=132). Multimorbidity data was collected via patient records, and interviews with patients and their nurses. Only the diagnoses with confirmed appropriate pharmaceutical treatments have been taken into account. In addition, ‘COOP-WONCA health status scale’ and the ‘Multimorbidity illness perception scale’ (MULTIPLeS) were filled by the participants or their nurses.
Results : The mean age of the participants was 80.63 ± 9.6 and 68.2% were female. Fifty percent of participants was from Cyprus and the other half was from Turkey. For educational status; 48.5% were illiterate. The prevalence of multimorbidity was 66.7%. The most common first three diseases were hypertension (61.4%), diabetes mellitus (30.3%) and Alzheimer’s disease-dementia (22.7% ). According to the results, mean scores of MULTIPLeS was significantly (p<0.05) different among multimorbid and non-multimorbid participants, whereas mean COOP-WONCA (p>0.05) scores were similar between the same groups. Furthermore, change in health in two weeks is correlated (p<0.05) with multimorbidity. It means that change in health in participants with multimorbidity is worse, but in participants that do not have multimorbidity feel themselves better when compared to last two-weeks.
Conclusion : The prevalence of multimorbidity in nursing homes is high. People with multimorbidity should be taken into consideration.
|
| DAÜ tıp fakültesi | Kadın | | 05338713969 | meltem_emine@hotmail.com | meltem_emine96@hotmail.com | DAÜ Tıp Fakültesi | Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti | 2. Sınıf | Kendim ayarlayacağım | | Sözel Sunum | Epidemiyolojik | İngilizce | Jinekoloji ve Kadın Doğum | | Emine Meltem | Ayşe Sena Uluçay
Husam Elsharairi
Negar Rashidi
Lina Elmughrabi | Mevhibe B. Hocaoğlu | mevhibe.hocaoglu@emu.edu.tr | THE KNOWLEDGE, ATTITUDE AND BEHAVIOUR OF FEMALE HIGHSCHOOL TEACHERS ABOUT BREAST AND CERVICAL CANCER SCREENING TESTS IN FAMAGUSTA | Teachers - Mammography - Pap smear | | DAÜ tıp fakültesi | DAÜ tıp fakültesi | DAÜ tıp fakültesi | DAÜ tıp fakültesi | Introduction and Aim: Annual mammography and high quality cytological screening programmes are effective in reducing the mortality rate from breast and cervical cancer. The aim of this study is to evaluate knowledge, attitudes and behaviours of female highschool teachers about cervical and breast cancer screening methods. Method and Materials: This cross-sectional study involved all female highschool teachers in Famagusta (n=150) which they received a questionnaire with 3 parts. The first part included sociodemographic information. The second and third parts included two validated questionnaires which relate to knowledge, behavior and attitudes on breast and cervical cancer and related screening procedures. Before conducting this study permission from EMU ethics committee and Ministry of Health was obtained. Results were evaluated by using IBM SPSS. Results: In this study mean age is of 38.3 ± 7.9. This study showed that, fifty six percentage of the participants have moderate knowledge about Pap smear test and cervical cancer. The participants’ mean knowledge is 61.96 ± 14 when a total of 100 points was given for all correct answers. Eighty three percentage of aged 40 or older than 40 participants had mammography. However, 57.3% of participants undergone Pap smear test. It has shown that, higher educational level of the partner, not smoking, having had Pap smear test before are associated (p < 0.05) with women's higher knowledge level of Pap smear test and cervical cancer. Furthermore being older, not smoking and having had CBE is associated with (p < 0.05) having had mammography before. Finally, the knowledge about pap smear and cervical cancer is higher (p<0.05) than breast cancer and related screening methods.
Conclusion: Teachers have great influence on new generation. Thus, continued emphasis on education of them regarding screening tests is recomended to increase awereness toward these tests.
|
| 1006G6000196 | Erkek | | 05348553540 | ns_gunes@hotmail.com | | Bezmialem Vakıf Üniversitesi Tıp Fakültesi | Türkiye | 1. Sınıf | Kongrenin sağladığı konaklamadan faydalanacağım | Ahmet Serdar Mutluer | Sözel Sunum | Klinik | Türkçe | Tıbbi Biyokimya ve Biyokimyasal Genetik | | Eray Metin Güler | Eray Metin Güler, Sinem Uçak, Fatih Uçkaya, Halit Enes Güneş, Makbule Deniz Borucu, Şahabettin Selek, Abdurrahim Koçyiğit | Abdurrahim Koçyiğit | akocyigit@bezmialem.edu.tr | Parkinson Hastalığında Oksidan ve Antioksidan Döngünün Değerlendirilmesi | Parkinson, Oksidatif Stres, Antioksidan | | 20/04/2016 | 55 USD | Halit Enes Güneş | İş Bankası | Parkinson Hastalığında Oksidan ve Antioksidan Döngünün Değerlendirilmesi
Eray Metin Güler1, Sinem Uçak2, Fatih Uçkaya3, Halit Güneş2, Makbule Deniz Borucu4, Şahabettin Selek1, Abdurrahim Koçyiğit1 1 Bezmialem Vakıf Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Biyokimya A.D. 2 Bezmialem Vakıf Üniversitesi Tıp Fakültesi 3 Bezmialem Vakıf Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Biyokimya A.D. 4 Sağlık Bilimleri Üniversitesi Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi Nöroloji A.D.
Giriş Parkinson hastalığı (PH), 65 yaş üstü popülasyonun % 2’den fazlasını etkileyen, bazal ganglionlardan başta substansia nigra olmak üzere, diğer beyin sapı pigmentli nöronlarını da etkileyen ve yaşlanma ile birlikte gelişen nörodejeneratif bir hastalıktır. Hastalığın patalojisinin ayırdedici özelliği dopaminerjik nöron kaybı ve Lewy cisimciği olarak bilinen hücre içi protein agregatlarının varlığı olmakla birlikte etiyolojisi henüz tam olarak aydınlatılabilmiş değildir. PH’nin patogenezinde yaşlanmayla birlikte genetik ve çevresel birçok faktörün yanı sıra serbest radikallerin oluşumunun da önemli bir rol oynadığı düşünülmektedir. Çalışma ile amacımız PH’da oksidatif stres durumunun göstergeleri olan Total antioksidan seviye (TAS), total oksidan seviye (TOS) ve oksidatif stres indeksinin (OSI) araştırmaktır.
Materyal Metod
Sağlık Bilimleri Üniversitesi Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi Nöroloji Kliniğinde Parkinson tanısı konulan 45-60 yaş arası 40 hasta ile demografik açıdan aynı özellikteki 40 sağlıklı kontrol gruplarından alınan venöz kan örnekleri santrifüj edilerek serumları ayrıldı. Serum örneklerinden TAS ve TOS seviyeleri fotometrik yöntem ile ölçüldü. OSI seviyeleri hesapla bulundu.
Sonuç ve Tartışma Parkinson hastalığı ile sağlıklı kontrol gruplarından elde edilen sonuçlar karşılıklı olarak değerlendirildiğinde hasta gruplarındaki TOS ve OSI seviyeleri sağlıklı gruba göre anlamlı yüksek (p<0,001); TAS seviyeleri ise anlamlı derecede düşük (p<0,001) bulundu. Hasta ve kontrol gruplarında TAS ile TOS ve OSI arasında anlamlı negatif ilişki vardı. Sonuç olarak, PH’da oksidatif stresin önemli derece arttığı, ancak bu artışın PH’nın bir “nedeni mi yoksa sonucu mu? “olduğuna dair ileri araştırmaların yapılması gerektiği, ayrıca antioksidan takviyesinin hastalığın iyileşmesinde rolü olabileceği sonucuna varıldı.
|
| daü tıp fakültesi | Kadın | | 05338658081 | zehiyeirembozkurt@hotmail.com | | daü tıp fakültesi | Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti | 1. Sınıf | Kendim ayarlayacağım | | Sözel Sunum | Temel | İngilizce | Diğer | | zehiye irem bozkurt | merve uzun
ufuk kayhan
muhammet atıf efiloğlu
dilara engin
hazal oruç | Doç.Dr. Özlem Sarıkaya | | Human Subject Experimentation | insan, deneyler, hassasiyet | | 02.05.2016 | daü tıp fakültesi | daü tıp fakültesi | daü tıp fakültesi | Bu araştırma daü 1. sınıf öğrencilerinin insan deneylerine olan bakış açılarını, bilme düzeylerini ve hassasiyetlerini ölçmek için İrem Bozkurt, Merve Uzun , Dİlara Engin , HAzal Oruç ve Ufuk Kayhan tarafından yapıldı. 15 soruluk bir anket hazırlandı.( 2 tablo/13 çoktan seçmeli) ve 76sı kadın 74ü erkek 150 öğrenciye soruldu. Elde edilen veriler SPSS programı dahilinde değerlendirildi. Cinsiyet fakülte ve ülke değişken olarak kullanıldı. Öğrencilere insan deneylerini doğru bulup bulmadıkları, üniversitelerinde yapılacak bir deneyde gönüllü olarak kullanılmayı kabul edip etmeyecekleri, ölümcül bir hastalıkları olsa bunu kabul edip etmeyecekleri soruldu. |
| Daü tıp | Kadın | | 05338592624 | nurselkurtoglu97@gmail.com | | EMU Dr.Fazıl Küçük Tıp Fakültesi | Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti | 1. Sınıf | Kendim ayarlayacağım | | Sözel Sunum | Temel | İngilizce | Psikiyatri | | Nursel kürtoğlu | Supervisor:Sinem Yıldız İnanıcı
Zöhre Okur
İrem Ertaş
Berfin Aşan
Asya Özhan
Ezgi Kara | | | A RESEARCH ABOUT “EFFECT OF MUSIC ON MOOD” FOR ICS-1 | Music,mood,health | | Daü tıp | Daü tıp | Daü tıp | Daü tıp | Music is very common activity among people.Most of the people think music is only for fun, but it is used in treatment. Main aim of this research is to find and show effects of music on mood. Undergraduate first year students(N-150:50 participants from physical therapy and rehabilitation,50 from medicine and 50 from nutrition and dietetics.) were tested with a questionnaire and 2 different type active music(one of them is andante:slow and other is allegro:quick.Participanys of Physical therapy and rehabilitation+Nutrition and dietetics listened andante music but participants of medicine listened allegro music.).Frequences and percentages evaluated and schematized from SPSS. For allegro music in question 22 %53 of participants which selected “happiness” changed their answers into“increased” and %66,7 of participants which selected “sad” changed their answers into“changed” in question 23.For andante music ,%36 of participants which selected “happiness” changed their answers into “increased”.%50 of participants which selected “sad” changed their answers into “changed” For question 13(Does listening have any relaxing effect on you?),%38 of participants selected “too much”,%35.33 of participants selected “much”,%18 of participants selected “some”,%6.67 of participant selected “little” and %2 of participants selected “none”.For question 12(Do you think that does music have any positive effect on immune system?),%85.33 of participants selected “yes” and %14.67 of participants selected “no”. According to the results ”Happiness” is increased for andante and allegro music but ”Sadness” is decreased for andante and allegro music.Allegro music is more effective than andante music.Also music has relaxing and positive effects on immune system.If mood is bad person can feel sick but listening to music can help person to feel better and to have stronger immune system against diseases.Immune system can be developed and healing time can be decreased.It shows music affects mood positively so mood can heal and develop with true type of music.
|
| DAU Tıp Fakültesi | Kadın | | 05338484398 | sr_ylmz.xy94@hotmail.com | | Doğu Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi | Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti | 2. Sınıf | Kendim ayarlayacağım | | Sözel Sunum | Temel | İngilizce | Halk Sağlığı | | Esra Yılmaz | Osama Ababneh
Hakkı Aksoylar
Achraf Hajah
Habat Khasawneh
| Yrd. Doç. Mevhibe Banu Hocaoğlu | mevhibe.hocaoglu@emu.edu.tr | First Aid Knowledge of EMU Students, 2016 | first aid, practical, theoretical | | DAU Tıp Fakültesi | DAU Tıp Fakültesi | DAU Tıp Fakültesi | DAU Tıp Fakültesi | Introduction: First aid is an intervention which is done for saving life and preventing further injuries. The aim of research is to determine the knowledge of students of EMU in 2016. Materials and Methods: The research included two parts as theoretical and practical. Questionnare was used to determine the theoretical knowledge of students and it had 27 multiple choice questions. It was distributed to 300 students. Sample size was determined by open epi program. The second part was for the practical knowledge and 58 volunteer students out of 300 showed their practical knowledge on the models at faculty of medicine. Results were determined by valid check lists. Data analysis was done by SPSS. Results: In the research 29% (n=17) of students were female and 71% (n=41) of them were male students. According to the results in CPR part, 15,5% of students (n=9), had high theoretical and excellent practical knowledge and 5,1% of students (n=3) had sufficient knowledge, χ2=53,378, p<0.05. There was nobody who had low theoretical knowledge and excellent practical knowledge for CPR knowledge, χ2=53,378, p<0.05. In the part of bleeding 3,4% of students (n=2) had high theoretical knowledge and excellent practical knowledge, χ2= 14,393, p<0,05. Excellent practical and high theoritical knowledge of burn was known by 17,2% (n=10), χ2=25,942, p<0,05. Conclusion: The results showed that most of the students did not have high first aid knowledge. Mostly students were not aware of first aid procedure. In the parts of first aid most known part was burns and least known part was bleeding.
|
| dau tıp fakültesi | Kadın | | 05338248496 | cemrehamoglu@hotmail.com | | dau tıp fakültesi | Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti | 1. Sınıf | Kendim ayarlayacağım | | Poster Sunumu | Temel | İngilizce | Aile Hekimliği | | Cemre Hamoglu | Abdullah Kanık
Sami Alkahlout
Shirin Mestarihi
Saja Sayyar
Kübra Selin Çavaş
| Asst. Prof. Kerem Teralı | kerem.terali@gmail.com | A RESEARCH ABOUT COFFEE DEPENDENCE | coffee , dependence , withdrawel | | dau tıp fakültesi | dau tıp fakültesi | dau tıp fakültesi | dau tıp fakültesi | Eastern Mediterrenean University Medicine Faculty – Year 1 INTRODUCTION: Coffee is considered as the most mood altering drink as it stimulates central nervous system.It is an addictive drink but not much as drugs. PURPOSE. Our observational and analytical study was performed on 150 first-year students from Eastern Mediterranean University. Students were selected from the Faculties of Medicine, Pharmacy and Physiotherapy. Their mean age was 19.98. The major aim was determine the affects of coffee on people and to distinguish if coffee is addictive or not by using or questioneire and also to make people aware of the effects of coffee. METHOD: A questionnaire was performed on 150 first-year students from Eastern Mediterranean University. Students were selected from the Faculties of Medicine, Pharmacy and Physiotherapy. Their mean age was 19.98 with a standart deviation of 1,64. Response rate was 100%.. Frequencies and percentages were evaluated from SPSS 22.00 and schematized as graphs. RESULTS: In age groups there ıs a difference only ın Q12 (I like drinking coffee) the p-value 0.012 whıch means whave a bıg differance for lıke drınkıng coffee between ages the ages group .78% of EMU student lıke drınkıng coffee and as ın the descrıptıve sample 53% of students need to drınk coffee and the other sıde 14% of students feel depressed whıthout drınkıng coffee also we found 16% of students feel anxıous wıthout coffee means they need to drink coffee but they do can live without coffee.
CONCLUSION: when we collected the distributed papers from the students we analaysed the data and we found that the 1st year EMU students depend on coffee to do their daily work like it increases their concntration . There was a low percentage of people who dont feel symptoms after drinkimg coffee such as headache.
|
| DAÜ TIP FAKÜLTESİ | Kadın | | 05338604884 | oykuzaim@yahoo.com | | DAÜ TIP FAKÜLTESİ | Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti | 1. Sınıf | Kendim ayarlayacağım | | Sözel Sunum | Temel | Türkçe | İç Hastalıkları | | ÖYKÜ ZAİMOĞULLARI | SEMİYE ÇAYANOĞLU
DURMUŞ BORA ÇAĞER
NAZLI HASHEMİ
MAHYAR MADDAHALI
MEHRAVEH SEYEDSAYAH | DR. CEMAL GÜRKAN | cemal.gurkan@gmail.com | METABOLIC SYNDROME | university student, metabolic syndrome, awareness. | | DAÜ TIP FAKÜLTESİ | DAÜ TIP FAKÜLTESİ | DAÜ TIP FAKÜLTESİ | DAÜ TIP FAKÜLTESİ | Introduction and purpose: The metabolic syndrome is a cluster of conditions that includes; increased blood pressure, high blood sugar, excess body fat around waist, and abnormal cholesterol level. When these conditions occur together, the probability of having heart disease, stroke and diabetes increases. Metabolic syndrome is a widespread disease as pimples and cold, but no one knows very much about it and health associations did not inform people as much as they inform and educate against other serious illnesses. In this research, aim is to measure and compare the awareness of first-year students about metabolic syndrome in three different faculties. Method: These cross sectional study was conducted among first year medicine, pharmacy, nutritional and dietetic students. We reached 153 students. Moreover, we used questionnaire for data collection. For statistical analysis Chi-square, Fisher’s Test and T-test were used. A p value < 0.05 was considered statistically significant. Results: In this research, awareness of metabolic syndrome was measured by analysing the proportion of right answers to some specific questions in the questionnaire. For the one of the important question in questionnaire; 97, 9% of medical students, 66, 7% nutrition and dietetics students, and 81% of pharmacy students answered correct for the question; high blood sugar level causes metabolic syndrome. Therefore the awareness of the medical students about metabolic syndrome is greater than other faculties. Moreover, the Pearson Chi-Square test supports our result; as our p value (0.00) is smaller than 0, 05, so there is a significant difference between three faculties. Conclusion: According to this research, medical students have greater awareness about the metabolic syndrome compared with two other faculties and also hypothesis is also accepted which states that the awareness of first year medical students will be greater than the first year students in the other two faculties. |
| EMU FACULTY OF MEDICINE | Erkek | | 05338210815 | omercanozkan@yahoo.com | | EMU FACULTY OF MEDICINE | Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti | 3. Sınıf | Kendim ayarlayacağım | | Sözel Sunum | Klinik | İngilizce | Hematoloji ve Onkoloji | Tıbbi Biyokimya ve Biyokimyasal Genetik | Ömer Can Özkan | Övgü Çetin
Kerim Uğurlu
Bassel Eladas | Assist. Prof. Kerem Teralı | | The Contribution of Persistent Fetal Haemoglobin to a Relatively Mild Clinical Phenotype in Turkish Cypriot Patients with β-Thalassaemia Ömer Can Özkan*, Övgü Çetin*, Kerim Can Uğurlu*, Bassel Eladas*, Kerem Teralı* * Dr. Fazıl Küçük Faculty of Medicine, Eastern Mediterranean University, Famagusta 99628, North Cyprus
| Beta thalassaemia; Fetal hemoglobin; Ferritin; Turkish Cypriot; Transfusion | | EMU FACULTY OF MEDICINE | EMU FACULTY OF MEDICINE | Ömer Can Özkan | EMU FACULTY OF MEDICINE | Introduction: β-thalassaemia, which results from the reduced or absent biosynthesis of the β-globin chains of haemoglobin, is one of the most common monogenic disorders worldwide, with the highest incidence reported in Cyprus. Symptomatic forms of β-thalassaemia fall into two categories according to their transfusion dependence: β-thalassaemia intermedia (TI) and β-thalassaemia major (TM). It is often proposed that interpatient variation in persistent foetal haemoglobin (HbF) levels is one of the main modifiers of disease severity between these two clinically significant phenotypes.
Materials and Methods: This cross-sectional, analytical study was performed on 69 Turkish Cypriot patients with β-thalassaemia who were diagnosed with either TI (n = 24) or TM (n = 45) by a physician (haematologist) at Thalassaemia Centre in Nicosia. The relative percentage of HbF was determined by subjecting haemolysates prepared from whole blood samples to cellulose acetate haemoglobin electrophoresis. Ferritin levels and the number of transfusions, which were previously measured at several visits during 2015, were also included in this study.
Results: The independent t-test revealed that there was a significant difference in the mean HbF levels between patients with TI and patients with TM. Also, Pearson’s correlation showed that HbF levels were negatively related to the total number of transfusions in β-thalassaemia patients (two-tailed test), which was also significant. There was no interrelationship between HbF levels and averaged ferritin levels. Conclusion: Persistent HbF levels appear to contribute to a relatively milder clinical phenotype in Turkish Cypriot patients with β-thalassaemia, possibly through decreasing transfusion requirements. In contrast, persistent HbF levels may not be a good indicator of iron overload and the efficacy of chelation therapy in the same population of patients.
|